Islat beni...
25/11/2009 · Kategori: Siirlerim
Islat beni...

Bir karanlık sokağım; ışığa hasret
Öyle bir pınarım ki; hep suya hasret
Şu gözlerime bir bak; tek sana hasret
Kurumuş çölüm işte; gel ıslat beni�
Bir yürek atışı ki; nefese hasret
Öyle bir ölüyüm ki; duaya hasret
Şu adresime bir bak; tek ok�a hasret
Çıkmaz bir yolum işte; gel çıkar beni�
Bir kırık yelkenliyim; rüzgara hasret
Öyle bir buzulum ki; sıcağa hasret
Şu yüreğime bir bak; sevgiye hasret
Kuru bir dalım işte; gel yaşat beni�
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ne anlamı var?
25/11/2009 · Kategori: Siirlerim

Son durak bir yürek olmayacaksa eğer
Yolları yormanın; ne manası var?
İki damla yaş kadar değerin yoksa eğer
Gönülde yol almanın; ne anlamı var?...
Zaman akıp giderken sonsuzluğun ucuna
Kırık bir yürek tıkılacaksa umutsuzluk hurcuna
Yağmurlara karışacaksa gözyaşların boşuna
Her saniyeyi bir asır saymanın; ne anlamı var?...
Gökkuşağına asacaksan yürekteki mutsuzluğunu
Takvim yapraklarında öldüreceksen umutsuzluğunu
Mazinin karanlığında arayacaksan yorgunluğunu
Ölmüş saniyelere isyan etmenin; ne anlamı var?...
Yol; bir gönülde son bulmayacaksa yolculuk ziyan
Hüzünle kağıtlara düşen her damlanın yeri aşiyan
Ağla gönül; sen boşa geçen zamanına yan
Yağmurlara karışan gözyaşlarının; ne anlamı var?...
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
20.11.2009
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Orada olacağım...
8/8/2009 · Kategori: Siirlerim

Uzan yemyeşil çimenlerin üzerine sırtüstü…
Gökyüzünün karanlıklarında kaybolsun gözbebeklerin
Ben orada bekleyeceğim gözlerindeki sevgiyi
Simsiyah sonsuzluğun en ucunda…
Dinleyeceğim gözlerindeki ışıltıların şarkılarını
Hissedeceğim inan; sevgini.. Siyahlığın arasından
Orada olacağım..Tam senin baktığın noktada
Bikes ruhumu salacağım sonsuzluğun enginlerine
Simsiyah karanlıklarda ısıtacağım ruhumu bakışlarınla…
Uzan…
Evet uzan yemyeşil çimenlerin üzerine sırtüstü…
Gökyüzünün karanlıklarında kaybolsun gözbebeklerin
Ninniler söylesin seni özleyen ruhuma
Uğrunda ölmeye hazır olduğum; o sevgi nağmelerin…f
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Yakarım Takvimleri...
12/7/2009 ·
yüreğimde ses yok artık; sebebi sensin
sen ruhuma hayat veren yüreksin
sendeki koku benden; bendeki sevda sensin…
nefes alamam canım; eğer benden gidersen
yakarım takvimleri; bana veda edersen…
bu can bende gidici; sen benim emanetim
sensizliğin soğuğunda nefese yok mihnetim…
nefes alama canım; eğer benden gidersen
yakarım takvimleri; bana veda edersen…
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Yorum (1) Yorum yaz!
Yalnızlığım...
6/5/2009 · Kategori: Siirlerim

yalnızlığın rüzgarı yaladı saçlarımı
kimsesizliğime serenat yaptı sensiz akan gözyaşlarım
yokluğun vurunca ruhumun kuytularına
elimde değil ya;
sensizliğimi katık ettiğim yalnızlığıma ağlarım...F
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
"Müslüman'a Haram" Çeşmesi...
6/5/2009 ·
Vaktiyle Bursa' da bir Müslüman, eski adı "Yahudilik Yolağzı", bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:
"Her kula helâl, Müslüman'a haram!.."
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş.
"Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman'a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?.." diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- "Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin isbat ister, delil şarttır..." dedikçe kadı kızmış:
- "Ne delili, ne isbatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!" demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- "Nedir gerekçen?.." diye sormuş.
Adam:
- "Bir tek Sultan'a derim..." diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan'a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş.. Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan O'da meraklanırmış:
- "De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl, Müslüman'a haram yazarsın?.."
Adam, başı önünde konuşur:
- "Delilim vardır, lâkin isbat ister."
- "Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?.."
- "O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım..."
- "Eeee?!.."
- "Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak..."
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, "ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim..."
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş... Bir hafta dolunca, adam:
- "Sultânım, artık bırakmak zamanıdır" demiş.
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan'a teşekkürler, hediyeler...
Az zaman geçmiş ki, adam:
- "Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz içinyaptırınız Sultânım" demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar âyininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutlulukk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan:
- "Bitti mi?.." demiş adama.
- "Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle" demiş.
- "Şimde nedir isteğin?.."
- "Efendim, pâyitahtımız Bursa'nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimad edilen âlimini alınız minberinden..."
Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?...
Bir Allah'ın kulu çıkıp da, "ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa va'zı bitene kadar bekleseydiniz", gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, "nerde imam" diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri... Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- "Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik..."
- "Kimbilir ne halt etti de tevkif edildi!.."
- "Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara..."
- "Sorma, sorma..."
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- "Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
- "Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan."
"Haklısın" demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- "Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lûtfen, böyle Müslümanlar'a su helâl edilir mi?.."
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- "Hava bile haram, hava bile!.." demiş...
Yorum (yok) Yorum yaz!
PAROLA...
20/2/2009 · Kategori: Siirlerim
Parola… Hüsran
Kod adı... Hüzün
Şifresi... Gözyaşı
Al..
Al bu parolayı, taşıyabilirsen taşı...
Gecelere zincir vurmaya çalış bakalım
Durdurabilirmisin?..Sabaha karşı...
Yağmurları yukarı üfle
Gözyaşların ıslanmasın diyerek
Bak göreceksin
Yağmur damlaları bile sana karşı...
Evet..
Parola Hüsran
Kod adı...Hüzün
Şifresi... Gözyaşı
Köpükler sıkmak bir işe yaramaz
Ruhundaki yangınlara karşı
Tek çare gözyaşı akıtmaktır
Temizlemek için geçen günleri...
Hüzzam makamındaki şarkıya
Oynak kalıplı güfteler yazacaksın
Ve...
Parolayı tekrarlayıp duracaksın
Parola... Hüsran
Kod adı... Hüzün
Şifresi... Gözyaşı!..
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
Biliyormusun?...
20/2/2009 · Kategori: Siirlerim
yıldızlar hüzünlü…
biliyormusun?..
ağlıyorlar karanlığın en ucunda...
kıpkırmızı güneş haleleri kayıp
ıstıraplarına ay bile isyan etti yıldızların
çekildi bir karanlık köşeye…
başbaşayım artık;
yıldızların köşelerinde hasretinle…
bir ucuna ruhumu astım yıldızların
diğer ucunda geleceğim asılı kaldı
saatlerde paslandı saniyeler
gecelere darbe ekler gözyaşlarım
yıldızların gözyaşına karışır
sallanır durur karanlıklar
sabah; güneş doğarken belki ağlayacak,
kimseler bilmeyecek
çiçeklerdeki çiy tanelerinin; gözyaşlarım olduğunu…
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ağlamaktan yoruldum...
20/2/2009 · Kategori: Siirlerim
Trabzon sokaklarından birinde vuruldum;
Uzun Sokak denilen hengamenin tam ortasında…
bir çift mavi deniz aldı beni sonsuzluğun içine
yemyeşil yapraktaki renksiz çiy tanesinin sonsuzluğuna…
kıpkırmızı oldu bulutlar,
gökyüzü ağladı,
yıldırımlar çatladı yüreğimin derinlerinde,
şimşeklere evini açtı vurulmuş ruhum…
ben;
ben o mavi gözlerdeki masumiyete vuruldum
minnacık bedenindeki yokluğun acısını yüklemişti
tekerlekli iskemlesine…
yüreğinde umutlar uçuşuyordu belli ki
prangalardan beter zincirler vardı ayak bileklerinde…
ben vuruldum... gözlerinin maviliğinde;
minnacık bedenindeki
dağ gibi yüreğinin altında ezildi ruhum,
kıpkırmızı oldu bulutlar bir anda,
yıldırımlar düştü gözpınarlarıma,
yüreğim paralandı; o dağ gibi yüreğin taşıdığı
içinde fırtınalar koparan minnacık vücuda...
ben vuruldum;
Trabzon’da...
Uzun Sokak denilen hengamenin tam ortasında…
yüreğimde fırtınalar coştu,
gözlerimde rüzgarları ağlattım,
gözpınarlarımdan boşaldı yüreğimde oluşan yağmurlar…
anlayamadım;
düşünmek bile istemiyorum
o;
o masmavi boncuk gibi gözler
nasıl da hüzün yüklü olurlar?...
ben;
Trabzon’da vuruldum…
Uzun Sokak denilen insan denizinin tam ortasında…
ve
ağlamaktan yoruldum…
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Gül ve Sen...
20/2/2009 · Kategori: Siirlerim

bak işte...
elimde bir gül buketi var;
kokusu seni söyler,
yapraklarında gezinir isminin heceleri...
dikenleri kan ağlayıp dökülür,
kıskanır; gül’de ki seni...
gözyaşları dökülür yapraklarından,
kıskanır yüreğindeki güzellikleri...
sabah olunca;
çiy tanesi sanırlar tane tane damlaları...
bilemez ki hiç kimse;
gül’ün yüreğindeki ağlamaları....
Metin Kaya İLHAN
TRABZON
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Islat beni...
- Ne anlamı var?
- Orada olacağım...
- Yakarım Takvimleri...
- Yalnızlığım...
- "Müslüman'a Haram" Çeşmesi...
- PAROLA...
- Biliyormusun?...
- Ağlamaktan yoruldum...
- Gül ve Sen...